3 Temmuz 2008 Perşembe

Müşteriler Neden Ve Ne Zaman Satın Alırlar?

...Satış görevlisi ve diğer şirket çalışanları, satış süreci boyunca müşteriye iyi davranırlarsa, müşteride satın alma isteği uyanır...


HediyeDenizi.com satışlarını etkileyen faktörleri araştırıken ilginç bir makaleye rastladım. Biraz da eklemeler yaparak bu yazıyı oluşturdum. Satış herşeydir, diye düşünenlere çok faydalı olacağından eminim.





Müşteriler Neden Ve Ne Zaman Satın Alırlar?


İnsanların satın alma kararlarını etkileyen 2 faktör vardır. Kaybetme korkusu ve kazanma isteği. Müşteriyi satın almaya iten, büyük ihtimalle o ürünü ve hizmeti kullanamamaktan veya o ürüne veya hizmete sahip olamamaktan doğan memnuniyetsizlik hissidir. Çünkü satın alma kararının arkasında yatan temel itici güç, müşteri lehine “iyileşme” ve “gelişme”dir.


>>İyileşme ve gelişme adına ürüne ve hizmete ihtiyacı varsa,

>>Ürün ve hizmetin yararlarının müşteriye ne sağlayacağı onlara gösterilirse,

>>Müşteriler, ürünün ve hizmetin kendilerine sağlayacağı yararları ile ödedikleri para arasında olumlu yönde bir bağ kurarlarsa,

>>Satış görevlisi ve diğer şirket çalışanları, satış süreci boyunca müşteriye iyi davranırlarsa, müşteride satın alma isteği uyanır.



Satış temsilcisi, müşteride satın alma çekim gücü oluştururken ve motivasyon yaratırken, insanların karar vermelerini etkileyen yukarıdaki 2 unsuru hesaba katmalıdır. Satın almaya geçmeden önce müşterinin zihninde “şimdi”nin ve “gelecek”in resimleri vardır. Şimdiki durumda sahip olmamaktan kaynaklanan yoksunluğun verdiği huzursuzluk ve kaybetme korkusu ne kadar yoğunsa, müşterinin sahip olamamaktan kaynaklanan huzursuzluktan kurtulma dürtüsü de o kadar güçlü olur.

Müşteriler şimdiki durumdan gelecekteki duruma, doğru satın alma davranışında “çekim gücü” oluştuğunda geçerler. Bu sebeple, çekim ne kadar güçlü olursa, müşterinin satın alma olasılığı da o kadar yüksek olur. Satış süreci müşterinin zihninde hem şimdinin resmini hem de geleceğin resmini çizmeyi öngörür. Çünkü; müşteriler yoksunluktan uzaklaşarak tatmine yaklaşmak isterler. Bir şeyden yoksun kalmak, ona sahip olamamak ve onu alamamak muazzam derecede stres yaratır ve insana acı verir. Kişi, bu acıdan kurtulmak ve bir şeyden yoksun olma duygusunu yaşamamak için alışveriş yapar, yani satın alır.

Kaynak: İlhan Ürkmez’in “Yaratıcı Kaynak” isimli kitabından alınmıştır.
http://www.kobifinans.com.tr/tr/bilgi_merkezi/021401/15948 den alınmıştır.



Buna ek olarak benim söyleyeceklerim,





işte bu sebeptendir ki,

"abi al bu lcd yi, pijamalarını giy rahat rahat kurul koltuğuna" denir
"yada al bu arabay,ı servisi unut, başın ağrımasın" denir
"artık eve kendi arabanla git, kimseyle uğraşma" denir
"yardımcı olmamı istermisiniz " denir
"bizim görevimiz size yardım etmek" denir
"tabii ki sizin kararınız, ama genelde bunu alanlar çok memnun" denir

onun için bir ürün ve hizmeti satarken bu ürün niye alınır alanı ne tür sıkıntılardan ne tür rahatıklara kavuşturur diye çok ciddi düşünmek ve bunu lisanı halle potansiyel alıcıya aktarmak gerekir.

"çoçuğu sevincekse"
"annesi onunla gurur duyacaksa"
"sevgilisi onu daha çok sevdiğini bilecekse"
"hediye almayınca arkadaşı üzülecekse"

bunu her fırsatta yazmak ve ona iletmek lazım değil mi ?

bunları yaptığınız her iş için çok iyi düşünelim

hiçbir şey yapamıyorsanız yurakarıda 4. madde de yazdığı gibi müşteriye iyi davranmak lazımmış.


Hepinize iyi satışlar.


1 Temmuz 2008 Salı

e-ticarette Hangi Alana Yoğunlaşsak Daha Verimli Olur diye sorduk Tasarım demediler.

Sitemiz nasıl ? diye hangi profosyonele sorsam ilk önce tasarımı baştan başa değiştirmem gerektiğini söylerlerdi. Tabii ben bir fizikçi olarak deneysiz hareket etmeyi sevmiyorum. Hele aşık olduğum bilim istatistik olmadan yaptığım işten hiç keyif alamıyorum.

Gerçeğe en yakın olan şey olarak gördüğüm istatistik hakkında ayrıca bir makale yazacağım kısmetse.

Konuya döneyim.

HediyeDenizi.com sitesini 2005 de kurduğumdan beri bu konunun tekniği ile ilgili hangi kurumla görüşsem bana ilk söylenen şey tasarımın
baştan aşağı değişmesi gerektiği idi. Oysa üyelerimize yaptığımız anketler bunun hep tersini söyledi. Aşağıda farklı tarihlerde üyelerle yaptığım anketleri sizle paylaştım.

Görüldüğü gibi üyelere, "hangi alana yoğunlaşsak daha verimli olur" sorusu yöneltildiğinde ilerleyen zamanlarda oranı artmasına rağmen tasarım her zaman en az oyu almıştır. Bunu yorumladığımda alım kararını etkileyen en büyük etkenin tasarım olmadığını düşünüyorum.

Zaten gerçek hayatta da böyle değil mi, en yakın süper markete gitmiyor muyuz, lezzet en salaş esnaf lokantalarında değil mi, yol üstündeki ayakkabıcıya yada büfeye uğramaz mıyız hep, en ekonomik olan bilgisayar mağazasını bulmuyor muyuz ?

O zaman nedendir bu tasarım tabusu, tasarlayınca herşey olur anlayışı.

Bu veriler ve benim tecrübelerim gösteriyorki, web perakendecilik işinde
özellikle başlangıçta tasarım işin önemli bir parçasıdır, ama en önemli parçası değildir.

Ne zaman tasarım en önemli konuma gelir, sitenin diğer şartları sağlandığında, ve eş şartlarda rakipler de oluştuğunda en önemli konuma gelir. Örneğin ürün sayısı gibi, örneğin güvenilirlik gibi, fonksiyonellik gibi, fiyatların cazibesi gibi şartlar yerine oturduktan sonra iki rakip sitenin daha cici olanı daha keyif vereni tercih edilebilir. Bizim 2005 anketimiz ve 2008 anketimiz arasındaki fark da bunu destekliyor sanırım.

Bu makaleyi niye yazdım, e ticarete yeni başlayanlara bakıyorum iki yıl geçmiş hala tasarım yapıyor. Hala siteyi yayınlamamış bile, en büyük bütçeyi ona ayırmış. Hoş çok suçu da yok çoğu profosyonel ona bunu önermiş !

Hayatın çoğu alanında olduğu gibi, bu alandada gördüğüm şudur
satmak herşeydir satarsan hepsi olur. Bir işletmede satmak için en önce ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

Türkiye'de de artık web perakendecilerine tasarımdan başka şeyler önerilmelidir. Strateji gibi, pazar seçimi gibi, müşteri analizi gibi, mail pazarlama gibi, içerik oluşturma gibi, otomatik içerik gelişimi sağlama gibi, geri dönüşümü ölçülebilir reklam gibi, tedarikçi zinciri oluşturma gibi, tedarikçi zinciri yönetimi gibi, e-tüketici alışkanlıkları gibi, finans gibi, sanal pos ve yönetimi gibi, muhtemel tüketici davranışları tahmini gibi...

Nihayetinde bu iş Amerika'da keşfedilmiş olabilir, ama biz yurdum insanına ürün ve hizmet satıyoruz. Onların fikrilerini, alım kararını etkileyen dinamikleri, memnuniyet kriterlerini bilmemiz gerekiyor artık.

Size bu dinamiklerden bazı ipuçları.




Hangi alana yoğunlaşsak daha verimli olur ?
isimli ankete ait istatistikler;

2008-06-09 17:35:36
% YüzdeÜyeÜye Degil
[ 29 ] Ürün sayısı%17.79 [8] %28.57 [20] %71.43
[ 24 ] Alışveriş kolaylığı%14.72 [4] %25.00 [12] %75.00
[ 24 ] Güvenilirlik%14.72 [7] %30.43 [16] %69.57
[ 23 ] Site tasarımı%14.11 [7] %30.43 [16] %69.57
[ 63 ] Fiyatların pahalılığı%38.65 [25] %44.64 [31] %55.36








Hangi alana yoğunlaşsak daha verimli olur ?
isimli ankete ait istatistikler;
2007-08-14 10:03:09
% YüzdeÜyeÜye Degil
[ 52 ] Ürün sayısı%18.18 [13] %25.00 [39] %75.00
[ 39 ] Alış veriş kolaylığı%13.64 [15] %21.74 [54] %78.26
[ 23 ] Site tasarımı%8.04 [3] %13.04 [20] %86.96
[ 103 ] Fiyatların pahalılığı%36.01 [26] %25.24 [77] %74.76










Hangi alana yoğunlaşsak daha verimli olur ?
isimli ankete ait istatistikler;
2005-10-13 12:40:43
% YüzdeÜyeÜye Degil
[ 121 ] Ürün sayısı%36.01 [0] %0.00 [0] %0.00
[ 41 ] Alış veriş kolaylığı%12.20 [0] %0.00 [0] %0.00
[ 55 ] Güvenilirlik%16.37 [0] %0.00 [0] %0.00
[ 20 ] Site tasarımı%5.95 [0] %0.00 [0] %0.00
[ 99 ] Fiyatların pahalılığı%29.46 [0] %0.00 [0] %0.00




Tabii bu makale tasarımın kıymetini anlamadığım anlamına gelmemeli ben sadece web perakendiciliği işini sadece tasrımdan ibaret gören anlayışı biraz eleştirmek için yazdım bu makaleyi. Yoksa Altı Üstü Tasarım sitesini ve benzerlerini didik didik okumuş, tasarımın bir firmaya neler katabileceğine inanmış biriyim. Size de sayın Mehmet Doğan'ın o çok verimli sitesini okumayı mutlaka tavsiye ederim.

Buradaki asıl konu, web sitesi yapmakla webden satış yapmanın aynı şey olmadığını anlatmaya çalışmaktır.

30 Haziran 2008 Pazartesi

Doğum Günü Hesaplama Ya da Doğum Günü Takvimi

...Hangi gün doğdunuz, ortalama türk insanı ömrüne kaç yılınız kaldı, kaç kedi yaşındasınız, doğduğunuz günkü hürriyet gazetesi ilk sayfası nasıldı, burcunuz ve detayları, doğduğunuz yılki asgari ücret, doğduğunuz yıl ki dolar ve mark fiyatları, o günkü ayın görünümü, doğduğunuz gün tarihte olan olaylar... bunları merak ederim diyorsanız aşağıdaki makale tam size göre.



Google da "doğum günü" yazınca yukarılarda çıkmak için uzunca süredir uğraşır dururum. Oldukça yüksek trendli bir arama olduğu için çok şimdiye kadar pek yukarı tırmanamadım. En iyi sonucum 12.-15. sıralar oldu.

Bu amaçla ilgi çekecek bir içerik arayışında iken, oldukça ilginç şeyler buldum. Çok kopyalamayı sevmiyorum ama ne yapayım adamlar bizden doğal olarak ilerideler Amerika'yı bir daha keşfetmek için de açıkçası çok zaman ayırmıyorum. Benim asıl amacım bulduklarımın tercümesinden ziyade Türkiye yorumunu sunabilmek.

Bu aramalar sonucu ilk ulaştığım site http://www.paulsadowski.com/birthday.asp doğum günü hesaplama sayfası oldu. Oldukça hoş veriler sade bir şekilde toplanmış. Gezmenizi tavsiye ederim. Bu sayfada, kaç yaşındasınız, siz doğalı kaç hafta, kaç gün, kaç dakika, kaç saniye geçti gibi hesaplama verileri, Hangi gün doğduğunuz. Burç taşınız, Maya, Çin, Arap takvimine göre burçlarınız gibi veriler. Sizinle aynı burçta olan ünlüler, doğduğunuz yılın hit müzik parçaları, en çok satan albümleri, gibi hoş ve ilgi çekecek veriler bir araya toplanmış. Şanslı numaranız, o yılki bazı Amerikan nüfus istatistikleri, ve doğduğunuz gün ayın görünümü ile sonuçlanmış.

Doğduğun gün ne oldu, sen doğduğunda ne oldu, cümlelerinde aramalarımı derinleştirdiğimde karşıma ikinci olarak http://www.kakophone.com/kakorama/EN/ sayfası çıktı. Bu sayfa daha az veri içermesine rağmen görsel olarak daha hoş bir çalışma olmuştu. Doğum tarihi girdikten sonra, siz doğduğunuzda Dünyada Ne oldu ( on Earth ) Uzayda ne oldu ( in Sky ) diye iki ayrı seçenek hazırlamışlar. Doğum günü hesaplama larını iki ayrı formatta oluşturmuşlar.

İlki doğduğunuz günkü Time dergisi kapağı veya Rolling Stones dergisi kapağı, doğduğunuz yıl Nobel alan bilim adamları, o yılın Oscar'ları, sizle aynı günde doğan ünlülerin isimleri gibi verileri içeriyor. İkinci kısım ise sizin doğum tarihinize göre, burcunuz, taşınız, gök cisminiz, ayın dünyadan o günkü görünüşü ve farklı medeniyetlere göre burçlarınız hakkında bilgileri listeliyor.

İşte bütün bunları inceledikten sonra sonunda Doğum günü hesaplama, ve Doğum günü takvimi kelimesindeki aramalarda tepeyi zorlayacağını düşündüğüm daha hoş, daha yerel ve daha kompleks bir içerik oluşturduk. İyi ki de yapmışız, çok beğenildi ve kısa sürede umduğumdan çok fazla ilgi gördü. Kullananlardan bir sürü teşekkür maili aldık bile.

Bayanlar baylar karşınızda Türkiye'nin en kapsamlı, Doğum Günü Takvimi

HediyeDenizi.com tarafından üretildi, hangi gün doğdunuz, ortalama türk insanı ömrüne kaç yılınız kaldı, kaç kedi yaşındasınız, doğduğunuz günkü hürriyet gazetesi ilk sayfası, burcunuz ve detayları, doğduğunuz yılki asgari ücret, doğduğunuz yıl ki dolar mark fiyatları, o günkü ayın görünümü, doğduğunuz gün tarihte olan olaylar gibi rakiplerine göre çok daha fazla, hoş ve eğlendirici istatsitikler içeriyor ve her geçen gün gelişiyor.

Bütün bunları niye mi yaptık, siz biraz eğlenin hoşça vakit geçirin ve dostlarınıza tavsiye edin, onlar da HediyeDenizi.com dan haberdar olsun diye.

Tavsiyeleriniz ve çok kıymetli link destekleriniz için şimdiden çok teşekkür ederiz.

HediyeDenizi.com



Doğum Günü Hesaplama Doğum Günü Takvimi Doğum Günü Öğrenme Doğum Günü Bulma

12 Haziran 2008 Perşembe

Akıllı patron çalışanını kaybetmemek için her şeyi yapar.

Bu ikinci oldu elemanlarım beni bir konuda eleştirdi, demokrat bir adam olmaya çalışıyorum eleştirmek okey ama bu eleştiriyi haksız bulduğum için birşeyler yazmak lazım geldi.


Söz konusu eleştiri benim HediyeDenizi.com u

"çalışan çalışsın çalışmayan gitsin, şartlar bu..."
veya
"kimse vazgeçilemez değildir..."
veya
"sen olmasan birini bulurum nasıl olsa..." anlayışı ile yönettiğimdi.

bunlara kesinlikle katılmıyorum

Geçen ay işten çıkardığımız 3 arkadaşınızda artık defalarca uyarıdan sonra bile düzelemeyen kronik devamsızlık ve işe gelmeme hastalığına yakalanmıştı. Onları motive etmek için elimizden geleni yaptık ödüllendirdik, cezalandırdık, tedavi için ne gerekiyorsa yaptık hem de aylarca yaptık ama artık yapacak birşey maalesef kalmamıştı .

Bu konuda en genel olarak görüşlerime gelince ataların bir sözü vardır "bir adama güvenip iş kurulmaz" diye. Ölüm var kalım var haklılar ama asıl olan kurumsal devamlılıktır.

ama yine de bütün bunlara rağmen hiçbir patron, ya da en azından çoğu patron zırt pırt çalışan değiştircek kadar

akılsız değildir.

Bir firma için en olumsuz şey zırt pırt çalışan değiştirmektir, tıpkı bir çalışan için de en olumsuz şeyin zırt pırt işyeri değiştirmek olduğu gibi.

Çünkü her eleman ayrı bir risktir,
işe alması vakittir paradır risktir,
diğer çalışanlarla uyuşması risktir,
hırlıdır hırsızdır, huyludur huysuzdur risktir,
ayrılması risktir,
şirket mahremiyetlerinin çiğnenmesi risktir,
yaşadığın duygusal anlar ( işten çıkarma anı gibi) sağlık açısından risktir,
tedarikçiler gözünde sık sık çalışan değişmesi risktir,
her geleni eğitmek firma kültürünü anlatmak paradır vakit kaybıdır risktir,
her gelen kafasına göre sistemi değiştirir risktir,
eski çalışanın iyi ilişkileri kayboluverir yenisi aynı ilişkileri kuramayabilir risktir,
çok kıymetli vakitler kaybolur risktir,


bu konudaki çoğu adım risktir, risktir, risktir,



Asıl olan devamlılıktır, işte, evlilikte, dostlukta, hayatta, herşeyde.

AKILLI ve PARA KAZANMAYI İSTEYEN HER PATRON

ÇALIŞANI KAYBETMEMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPAR

AMA YAPABİLECEKLERİ İMKANLARI DOĞRULTUSUNDADIR.

Beni eleştiren sayın çalışanlarım hadi samimiyetime inanmadınız (ya da ben size hissettiremedim) anlarım ama
hiç değilse zekama saygı duyun :)

Demek isitiyorum ki iş gören bir çalışanı kaybetmek aptallıktır, akılsızlıktır, beceriksizliktir... ...


Sizi seviyorum, işimi seviyorum, onu ayakta tutmak için herşeyi yaparım.


Kariyerinizi iyi planlayın, çok özeleştiri yapın.


Siz de işinizi sevin, onun için uğraşın, çabalayın, kendinizi geliştirin, ve çok çalışın.


9 Haziran 2008 Pazartesi

About me Fatih Pakdamar www.HediyeDenizi.com manager.

Mr. Fatih Pakdamar.

i was born in Kahramanmaraş / Turkey in 1975. Finished Anotolian High School in 1993 at the same city.

Started to istanbul universtiy physics department, and ended it up at 1998.

i've been in Ny at columbia university as a foreing language student for a year and been in UC berkeley as a graduate b.a. student betwen 1999-2000.

i've been wroking on cotton yarn trade and b2c online gift selling.

i've got married and have a 2 years old son.

i have interest on management, b2c, web marketing, and seo.

4 Haziran 2008 Çarşamba

Babaların da bir günü var. ( 15 haziran 2008 babalar günü )

Az önce HediyeDenizi.com üyelerine babaların da bir günü var konu başlıklı bir tanıtım e-maili gönderdik. Ben de genç bir baba olarak sevgililer günü ve anneler gününün gölgesinde kalan babalar günü ve aralarındaki alışveriş yoğunlukları hakkında bir makale yazmak istedim.

Üç yıl kadar önce HediyeDenizi.com'u kurarken anneler gününün mü daha fazla sevgililer gününün mü daha fazla ürün satacağı hakkında ileriye dönük tahminler yapmaya çalışıyorduk. Tabi o zamanlar google trends olmadığı için bu tahminleri klasik perakende verilerini kullanarak ve akıl yürüterek oluşturmak zorunda kaldık.

Çok başarılı tahminler yapamadığımızı ikinci yılın sonunda anlamaya başladım, bir fizikçi olarak az sonra sizlerle paylaşacağım sonuçların sebeplerini tahmin etmek üzere çok düşündüm.

Öncelikle sevgililer günü alışverişlerinin açık ara zirveyi elinde tutması beklemediğimiz birşeydi. Açıkçası anneler günü hediye alışverişlerinin daha hacimli ve fazla olacağını düşünüyorduk. Anneler günü hediye alışverişlerinin paket ortalaması sevgililer günü hediye alışverişlerinin paket ortalamasına göre % 20 daha fazla tuttu ama sevgililer günü toplam hacmi kesinlikle anneler günü toplam hacminin iki katı olarak şekillendi.


Bu sonuçta, bizim hitap kesmimiz, ürün gamımız, etkili olmuş olabilir; ya da 2-3 kardeşin bir annesi ama herkesin bir sevgilisi olabilir :) Anneler günü hediyesinin evde saklanma zorluğu alışverişi sona erteliyor bu da tüketiciyi en yakın hafta sonunda klasik kanallardan alışverişe yönlendiriyor olabilir. Tüketime sevk edici bu günlerin medya ve halk içinde lansmanının etkisi olabilir. Ama bütün bunlar babalar günü alışverişlerinin dramatik şekilde düşük olmasına bir açıklama getiremez.

İşte bu noktada hep geride kalan, coşkusunu içinde tutan, sevincini içinde tutan, biriciklerini belki uyurken seyreden, klasik, otoriter Türk baba anlayışının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Yine de her geçen gün ülkemizde babalar ve evlatları arasındaki diyalogun arttığını görüyorum, bu artışın babalar günü hediye satışlarına da yansımasını hem bir baba olarak hem de bir satıcı olarak yürekten temenni ediyorum :)

Bu konuya destek olması amacı ile özel bir babalar günü hediyeleri kategorisi oluşturduk. Ayrıca babalar günü hakkında hazırladığımız özel sayfada da konu hakkında yazı ve makaleler bulabilirsiniz.

Bu arada benim en sevdiğim babalar günü hediyesi henüz internetten satılmıyor maalesef. O el emeği ve sevgiyle üretildiği için oldukça pahalı bir ürün. Yani paranın satın alamayacağı şeylerden...

Bu vesile ile tüm babalara 15 haziran 2008 de sevdikleriyle hoş bir babalar günü geçirmelerini ve mutluluk depolamalarını diliyorum.

Hoşçakalın

30 Mayıs 2008 Cuma

e-ticaret'e yeni başlayanlara tavsiyeler

Haliyle oldukça klasik bir sektör olan tekstilden, elektronik ticarete hızlı bir geçiş yaptığım için sık sık bu konu hakkında sorular alıyorum.

Genel bir gözlemim var ki halkımız hızlı bir şekilde internete ve uygulamalarına ilgi duyuyor ve kullanmak istiyor.

Bir kere bütün ticari firmalar artık bir web sitemiz olsun diyor, web sitesi epeydir yayında olanlar şu google'da nasıl görünürüz acaba diyor.

İnternete yaklaşmayı herkese tavsiye ediyorum, çünkü kendisi oldukça keyifli pratik ve sizi dünyaya açan bir araç.

Kişisel olarak aramalar yapın ister yazılı ister görsel (google.com), ansiklopedi kullanın (vikipedi). Sadece bu ikisi bile bence otomobil ve televizyondan sonra dünyayı en çok değiştirecek iki uygulama olmaya yeter. Bu iki uygulaması bile medeniyet için kesinlikle çok önemlidir.

Sonra kişisel olarak bir web sayfası (blog) açarsınız, yada ticari olarak bir web sayfası hazırlarsınız.

Bu gelişmeler sizi internetin içine hızla çekmeye yeter. Eğer yeteri kadar gelişmiş bir internet kullanıcısı haline gelirseniz. Artık ondan gelir elde etmek isteyebiliriniz. Bu durumda aklınıza ilk gelen internetten birşeyler alıp satmak olacaktır.

Ama sakın ha hemen karşınıza ilk çıkan yazılımcıya 5-10 bin dolar para verip bir satış sitesi kurmayı hedeflemeyin. En temel tavsiyem budur. En yanlış yol budur. İnternetten gelir elde etmenin bir sürü yolu var ve bunlar her geçen gün artmakta. Eğer siz orjinal bir fikir geliştirmediyseniz var olan olanakları kullanmayı deneyin.

Şimdi biraz internetten alıp satmaya yönelik tavsiyelerde bulunayım sonra da diğer gelir modelleri hakkında birşeyler ekleyeceğim.

Öncelikle dünayda ebay.com Türkiye'de gittigidiyor.com'un başarıyla uyguladığı bir model var. Bu sitelerde ürününüzü kolayca satış için listeleyebiliyorsunuz. Ve bu sitelerin bilinirliği ve teknik alt yapısı ürününüzün zahmetsizce arama motorlarında üst sıralarda listelenmesini sağlıyor. Ki bu kıymetli birşeydir yoksa okyanusta bir balık olarak kalırsınız. Birinin oltasının sizi yakalamasının en kolay yolu arama motorlarında görünebilmektir. Tabi kimsenin sizi okyanusta rahatsız etmesini istemeden rahat keyifli yaşayan bir balık olmak istemiyorsanız.

Bu model; az ürün alıp satan ve bu işi denemek isteyenler için harika bir hizmet olmakla birlikte bu yöntemle 10 binlerce ürün satan satıcılar olduğunu da biliyorum, Türkiye'de. Hatta ebay.com'da ürün satmak üzere firmalar kurulduğu ebay iş modeli diye kitaplar yazıldığını bile biliyorum. Bu işi denemenin en az maliyetli en verimli başlangıç yolu budur bence.

İkinci olarak biraz daha gelişmek istiyorsanız, küçük bir web sayfam olsun, kendi sanal pos cihazımdan ödemeleri tahsil edeyim, sitemi biraz daha fazla kişiselleştirebileyim, işime daha yatkın hale getireyim derseniz, yine ben bir satış sitesi yazdırmanızı tavsiye etmem. Çünkü acemi birinin yazdığı sitede binlerce hata, binlerce düzeltme, binlerce çelişki çıkar; çıkmasın derseniz de bu iş çok ciddi bir planlama, zaman ve para ister. Bu konuda da ilk adım hazır satış sitelerinin kullanım haklarını kiralamaktır. Hemenal.com gibi Tekrom Tsoft.com gibi birçok firma bu siteleri uzun zamanda yazmış ve kullanım haklarını belli kapasitelerde belli dönemlerde isteyene kiralıyor. Bu sistemlerde sanal pos entegrasyonu, bazı büyük tedarikçi firmaların ürün entegrasyonu hizmetleri bile size sunuluyor. Hosting desteği, arama motoru optimizasyonu desteği, yani bireysel olarak ulaşması zor ve maliyetli olan bir sürü destek bu yöntem sayesinde sağlanabilir.

İşte bu ikinci metodu da aşarsanız şuanki tecrübeme ulaşmış olursunuz. Buradan sonra siz de bir blog açarsınız yazmaya başlarsınız.


Çok uzatmadan diğer gelir modellerinden de biraz bahsedeyim.

Reklam gelir modeli ilk akla gelenlerden. Bir veya birkaç site oluşturup trafik sağlıyorsunuz bu trafiğe reklam yapıp para kazanıyorsunuz. Google adwords ve adsense bundan sonra klavuz kitabınız oluyor tabii.

Reklam modeli deyince bir model daha ortaya çıkıyor, içerik geliştirerek para kazanabilirsiniz. Basitçe sitenin içine ne yazalım dolduralım ki insanlar oraya ilgi göstersin trafik artsın ve reklam geliri oluşsun. Bence en kalifiye işlerden birisi bu içerik geliştirme işidir, en çok açık burada olacaktır diye düşünüyorum. Farklı, ilgi gören, okumaya izlemeye değer içerikler bence kıymetli olacak ve para edecek.

Son paragraf olarak şunu yazayım, belli bir kitleye, hedefe hitap eden, kaliteli içerik, onun sağladığı trafik, ona yapılan reklam, o reklamın sundukları, sonuçta oluşan ticaret internet üzerinden alternatif bir ticari zincir oluşturacak, önümüzdeki günlerde. Bunların içinde yeralmak isteyebilirsiniz veya istemeyebilirsiniz. Ben istedim.

Yaşadıklarımı aktaracağım daha detaylı e-ticaret yazılarım olacak...



29 Mayıs 2008 Perşembe

Türkiye'nin En Verimli Firması Biziz

Çünkü en gönülden benim ekibim çalışıyor.

Bu makaleyi dışarıdan ordu gibi görünen bir avuç savaşçıma yazıyorum. Eski yeni hala aklında HediyeDenizi.com'un heyecanı olan bütün savaşçılarıma.

Neden bir savaş bu diye soracak olabilir okuyucularımız.

Çünki onlar duvarlarımızdaki bu yazıya bakarak çalıştılar hep,

E-ticarete başladık arkadaşlar.
Balta girmemiş bir ormana giriyoruz.
Önümüze gelecek tüm dalları kesip yolu biz açacağız.

Ne tedarikçiler birşey biliyor olacak bu konuda, ne de müşterilerimiz.
Yani elimizi attığımız herşey SORUN olacak.


Ama bu yolu açacağız.

Ve bu işte sadece bir tek patron vardır, o da müşteridir.
Ve o, sadece parasını başka yere harcayarak, şirketteki herkesi kovabilir.


İnternet sektörü ülkemizde oldukça zor yol katetti. Geleceğinin parlak olduğu hemde çok parlak olduğunda herkes hemfikirdi ama, gelişmesi bütün firmalar açısından oldukça sancılı oldu. Sektör her yıl katakat büyümesine rağmen bir çok firma yeşeremedi bile.

İşte bu ortamda HediyeDenizi.com ekibi alanındaki en iyi arama motoru posiyonunu yakaladı. Müşterilerin hepsini memnun etti.
Hızlı teslim için elinden gelen özveriyi gösterdi.
Üyelerinin mutlu alışveriş deneyimini önemsedi.
Bir paketin aynı gün çıkması günün en önemli işi oldu.
Uzun zaman az maliyetle çok iş yaptı.

Yukarıdaki bu sebeplerden benim firmam yani ekibim Türkiye'nin en verimli en yürekli ekibidir.

Hepsini tebrik ediyorum. İyiki varsınız.

Kaptan-ı Derya

Hayatım Pamuk İpliğine Bağlı

Sanırım "hayatım pamuk ipliğine bağlı" sözünü en içten söyleyen insanlardan biride benimdir.

Biraz bundan bahsedeyim, şöyle ki çıraklıktan kalfalığa geçtiğim yıllarda (2000) ilk profosyonel işim pamuk ipliği tüccarlığı idi. Halen ana iş kolum olan iplik ticareti "Pamuk İplik Tekstil Ltd" adındaki firmam bünyesinde devam etmektedir.

Biricik evladımız HediyeDenizi.com ise bu iplik ticareti sayesinde, yaşam buldu, filizlendi ve yükseliyor.

İleriki yıllarda yazmayı düşündüğüm iplikçilik hatıralarım eminim sektördeki ve yakınımdaki insanların oldukça ilgisini çekcektir.

Bir Hacı Balcı (marteks), bir Ceylan Akgün (venege), bir Ömer Tunç ( seher yıldızı), bir Hüseyin Altun (altunlar tekstil) gibi her biri bir kitap olacak insanlarla yaşadıklarımı zaman zaman buradan veya belki bir kitap olarak yayınlamayı düşünüyorum.

Eminim bu deneyimlerin kitaplaşması, master seviyesinde fiilen bıraktığım eğitim hayatımı legal olarak olmasada doktora seviyesine taşıyacaktır.

Görüşmek üzere.

İnternet Fuarı, Kongresi, ve Şenliği

Geçtiğimiz hafta sonu, ODTÜ/Ankara'da düzenlenen internet şenliğine katıldım. Daha yeni doğmuş kavramlara ev sahipliği yaptığı için şenlik bildiğiniz anlamda geniş katılımlı ve kalabalık değildi ama katılan insanların gözünde tıpkı bir bebeğin doğumunu kutlarmışcasına heyecanlar vardı.

Konuyla ilgili firmalar başta olmak üzere bankalar, tt net, internet medyası temsilcileri çok verimli sunumlar yaptılar. İstatistikler ve ileriye dönük tahminler açıkçası bizi daha da umtulandırdı.

Bende bu etkinliğe kendi evladım HediyeDenizi.com un geleceği için katıldığım. Elimden geldiği kadar bütün konuşmaları tek tek takip edip notlar aldım.

Katılan firmalar arasında internet işinin ruhunu en iyi kavramış firma şüphesiz GittiGidiyor.com du. Bütün kurucu ortakları ve yöneticileri, standları, promosyonları, ve sunumlarıyla dahası hal hareket ve tavırlarıyla, resmen hayran olduğum bir ekiptiler.

Bunun tam tersi fuar bölümünde oldukça büyük bir stand kurmasına rağmen HepsiBurada.com beklediğimden çok daha az bir ilgi ve hazırlıkla şenliğe katılmıştı.

İlk yılına katıldığıma çok seviniyorum. Yıllar sonra "bir avuç firmaydı bu fuarın ilk hali, siz bilmezsiniz çocuklar" diyebilmeyi çok istiyorum.

Burda size bir sürü teknik bilgi vermeye gerek yok, ama 24-26 milyon internet
kullanıcısı olduğu söyleniyor Türkiye'de. Ve tt net yetkilileri büyüme potansiyellerinin en yüksek olduğu alanın internet aboneliği olduğunu söylediler. e-sevindik :)

Sabah biraz erken gitmişim ODTÜ'nün bahçesinde minik bir havuz başında su sesi ve enfes iğde çiçekleri kokusunda bir süre kendimi dinledim, tabii o yazıyla anlatılmaz yaşanır...

Madem Çok Konuşuyorum Neden Dünya Duymasın

Çoçukluğumdan beri bana en çok söylenen cümlelerden biri "biraz az konuş" olmuştur. Şimdi dünya artık özgürlük dünyası, blog ortamında karışan yok sıkılan yok isteyen okusun isteyen okumasın bakalım dolu mu konuşuyormuşum boşmu. Şansımı denemek istiyorum.

İlk makalem bu olsun. Burası bir nevi benim basın sözcüm artık. Resmi açıklamalarımı burdan yapacağım :)